9 Temmuz 2009 Perşembe
EŞİNİ ALDATAN APTAL ERKEĞİN POTLARI
Acaba Türk erkeğinin ne kadarı eşini aldatıyor? Yüzde 60, 70, 80 mi? Ya da yüzde yüz mü?
Kaç kişi çıkar ben hiç aldatmadım diye? Ya aldatmayı marifetmiş gibi gerine gerine anlatmayı hangi erkek ayıplar?
Siz soruları cevaplarken bakalım şu kocaların, aldatırken verdiği açıklar nelermiş....
-Cep telefonuna o zamana kadar olmayan pin kodu konur.Varsa değiştirilir. Eve geldiğinde mutlaka sessizded ya da kapalıdır. Tuvalette gitmeleri sıklaşır ve uzun süreli olur. Titreşim barsak ve böbreklerin çalışmasını hızlandırdığı için mi? Hayır.Ulu orta yerde mesajlaşamadığı için. Yatarken yastık altında muhafaza edilir, güvenlik açısından.
-İkinci teknoloji harikası bilgisayar.Farklı farklı msn ler alınır.Saatlerce başından kalkılmaz.Çünkü, ertesi güne yetiştirilmesi gereken yazı vardır.Tabi ki karısının açtığı my chat logs dosyasından haberi olmaz. Oradan yazışmalar takip edilir. Hep kullandığı ’lan garı, avrat, bizimki ’ gibi hitaplar ’hanfendiciğim, güzel bayan ’ v.s. gibi kibar ifadelere dönüşür.Okuduktan sonra silmeyi unutmayın.
-Aldattığı kadına göre konuşmalar değişir. Mesela; karşısında ki okumuş, kültürlü, sosyal olarak etkin biriyse, dilinde Osmanlıca, Farsça, Türkçe karışımı cümleler vardır.
’amac-ı maksadımız efkar-ı umumiyede bir aile bacası tüttürmektir.......(bu kısım aklımda kalmadı)dest-i izdivacınıza talibim efendim’ gibi.Bayan burda demeli ki, ’aaaa ne kadar bilgili ve kültürlüsünüz, çok şaşırdım, vallahi gözümde biraz daha büyüdünüz.’
Eğer rahat ve özgür, birazda genç ise bu sefer İngilizce, Türkçe karışımı cümleler kurmaya çalışır. ’Çok crazzy im bu günlerde’, ’Ben freemad oldum’ nasıl olunuyor anlaşılmasa da o çok iyi İngilizce konuştuğunu zannederek kasılması biraz daha artar.
Bu dilde devrimdir:)
-Tabii ki giyim de değişir.Üst maddelerde bahsedilen karakterlere göre, kültürlü görünen bayanlar için şık takımlar, genelde koyu renkli, kravatlar özgün desenli, ayakkabılar pırıl pırıl. Utanmasa mendil cebinden bir de mendil sarkıtır.
Diğer karakter için biraz daha genç görünmesi lazım.Hip hop tarz, dize kadar inen tişörtler,dikişleri dışında, pantolonlar yırtık, kirli, olabildiğince bol ve düşüktür.
-Patron ne hikmetse o’nu birden sevmeye başlar.Bütün işlerini o’na güvenir ve birlikte gece geç saatlere kadar çalışırlar.Haftasonları iş gezileri mutlaka olur.
-Yılda bir kaç kere fırçalanan küf tutmuş dişler, düzenlice sabah, akşam fırçalanır.Eşinin dişleri hakkında ki fikirlerine de ihtiyacı vardır.
’aşkım dişlerim nasıl? beyaz görünüyor mu?’
-Saçlar eski zamanlarda ki gibi danaya yalatılmaz.Kirpi ön plandadır.Yukarı, yukarı taranır, yanlar yüze doğru düz indirilir.Yani biri kalk gidelim der, diğeri halt yeme otur.
-Saç demişken, beyazlar kapatılmak için eşinden boya adı ve numarası istenir.Her ne kadar beyaz saç kadında yaşlılığın, erkekte karizmanın göstergesi olsa da o’nun için, bir kere deneme de fayda vardır.
-Ayna karşısın da sadece traş için geçirdiği beş dakikalık zamanı, eşinin makyaj masası önünde saatlerce oturarak telafi eder.
’hayatım bu aralar cildim çok kuru ve çatlamaya başlamış.ne yapabilirim?’
’önce pamuğa damlatılmış bir kaç damla elma sirkesi ile gözeneklerini açar.organik yağlarla (portakal, kekik veya nane yağı) cilde tampon yapar’
’sonra nemlendiricili temizleme jeli veya sabun ile temizlenir.’
’eee aşkım şimdi ne sürüyoruz?’
’yağlı ciltli ise, su bazlı nemlendirici krem ile hafifçe nemlendirilir’
’tamam bunu da yaptım, şimdi ’
’aman bee fondöten sürüp makyaj yapıyorum.far, kalem, rimel, ruj kutuda.takı istersen ikinci çekmeceye bak’
Bu arada yatmadan gece sütleri, göz altı kremleri tuvalete gidiyormuş gibi yapılarak, çaktırmadan alınır.Ne kadar kullanılacağını bilmediği için,karısının 6 ay kullandığı bakım ürününün ömrü 10 güne düşer.
- Birden maddi sorunlar ortaya çıkar.
’canım ya, bu ay kredi kartını yatıramayacağız galiba, patron zam da yapmadı, ev sahibi de kirayı arttıracakmış.şaşırdım inan ne yapacağımı’
’ nasıl olur? alınan verilen belli.hem bu ay fazla masrafımız olmadı ki.nasıl ödemeyi düşünüyorsun? ’
’aşkım sen anlamazsın hesap işinden, bak olmuyor, bir türlü maaş borçları kapatmıyor.’
’senin takılardan biraz versen’
’ne kadarını mesela ? ’
’hepsini canımcım’
’yuhhh be’ ve fırlatılır yüzüne.
Maalesef sevgilisinin harcamaları, cep telefonu borcu ve diğer masrafları, karısına nazaran daha fazla oduğu için tek maaş yeterli gelmez.
-Ve sona doğru ev yanlızca otel görevi yapar.Bazen ona bile ihtiyaç duyulmaz.
İlgisizlik, sorulan soruların yanıtsız kalması, ya da’ öyle mi’ diyerek geçiştirmeler...
Adım, adım aldatmanın belirtileri.Bunlardan birisi veya bir kaçı olmaya başladıysa gerisi de gelecektir.
Dipnot:Onlar sadece kendini aldatır.
19 Haziran 2009 Cuma
MUSKA
Yaş henüz on sekiz, ne cahilmişiz
Bir halt edip bilmeden, evlenmişiz
Vakit çok erken, kem girdi araya
Toplandı kaynana gittik hocaya
Sıraya girmişler dertli beşerler
Doktor görmemiş, garip biçareler
Nöroloji, üroloji, ortopedi
Hepsinden çakıyor hoca efendi
Sıra gelince bizim kaynanaya
Göz etti hoca ’’gelme sen odaya’’
Oturmuş hoca’nın iki torunu
Tişörtler tifani, mavi ciins donu
Bekledim bir zaman ,’’ne iştir’’dedim
Sıkılıp delikten göz iliştirdim
Hoca diyor’’bu evlilik bitecek’’
Fırsat bulsa kaynanaya binecek
’’Ne yapmış bu sizin oğlan vay densiz
Girmiş hatun koynuna besmelesiz’’
’’Cin çarpmış dinsizi derman vereyim
Ağzı, burnu yamulur söyleyeyim’’
Görüp şu cin’i öpsem gözlerinden
Ne güzel yapmış çarpıvermiş hemen
Üfledi, püfledi, dua savurdu
’’Yazdıklarımı acil yap’’buyurdu
Doğuyu, batıyı, güney, kuzeyi
Mezarlıktan gir, geç virane evi
Suya, sabuna, aş pişen kabına
Bir taşım kaynat al içir oğlana
Kıvranıyor hoca, beni bastı har
Anladım ki para istiyor davar
Hoca’yla biz oturduk pazarlığa
"Olsa dükkan sizin, buyrun haftaya"
Meme banktan mark çıkardı kaynana
Verdi ah edip, içi yana yana
Şirinlik muskasıymış bu reçete
Olsa fayda, gideriz kıyamete.
24 Nisan 2009 Cuma
BORAN
Bir avuç toprak gölgesine mahkumiyetiydi gidişi
Sen
Kız çocuğu gibi narin kırılgan
Ben erkekçe ve haşarı
Haddi yoktu kırdığım camların
Hesabı
Suçu kabullendiğinde ensende patlayan tokat
Gevrekçe bir sırıtıştı teşekkürüm
Bilemedim içindeki boranın şahanlığını
Sevdanı
Diyarbekir tütünüyle harmanlayıp içişini
Çözemedim
Bin bir umutla
Yüreğinin sulağında büyüttüğün sarmaşık gülünü
Kirpiğine dolayıp
Hapsettin göz yaşını ebedi
Sezemedim damlandaki çağlayanı gözüm
Sezemedim
.
.
.
Bir türkü tutturdum gözüm
Güftesi kırık
Dilim mi kelepçelenmiş
Sözlerim tutuk
Saz yasakmış söz yasakmış
Yürekte köz yasakmış
.
.
.
Bu kadar mı suçlu gözlerin
Kararı verip
Kendi ellerinle as darağacına gözbebeklerini
Ki büyümesin suçun kadar
Sen
Aykırı yolun asi yolcusu
Çözüp boğazında boğum boğum olmuş
Hayat düğümlerini
Zemheriye inat kavrulan ellerinle
Tut kalemini
Nice yangınlar çıkaracak mürekkebin
Nice kahpe ormanlar küllenecek
.
.
.
Şu karşıki dağlar bana
Yuva mı olsun
Dışım gurbet içim vatan
Sıla mı olsun
Yar yasakmış kar yasakmış
Yeşil dağlar yasakmış.
.
.
Ana rahminde zerk edilmiş damarına
Şark türkün
Kazıyıp alnında aşina olmadığın batının
Kanlı imini
Haykır dağlarına
Ciğerin patlayana kadar
Soluğuna gizlediğin aşkını
Ve sen asi çocuk
Bir kez daha sırlı camlara
Akseden ruhunu
Saklımdaki son şiirine vererek
Karış toprağına….
.
.
.
Eti delen kurşun sesi
Duydun mu gözüm
Parelemiş ciğerimi
Dağıtmış özüm
Giz yasakmış göz yasakmış
Mavzerde gez yasakmış.
.
.
.
Bayram sevinci
Dimağında kör kurşun gibi duran annenin
Ellerindeki kına kokusuyla mühürledim şiirini
Andımdır
Bir şahan kanadında coğrafyana ulaştırmak
Umman gibi derin
Boran gibi serin nazarına gömdüğüm
Kalbimle beraber
laledevri
27 Mart 2009 Cuma
ŞİİR
GÜVERCİN SÜRÜSÜ
Ekleyen: laledevri / Şiir 08.02.2009
kızıla çalıyordu göğün mavisi
bulutlar birer rakkase
oynaşıyor rüzgârın entürümantâl ıslığıyla
bir güvercin sürüsü bozuyor ahengini
karbeyaz şelale gibi akıp semada
gölgeliyor göğün rengini
bir uçtan bir uca
ötelerden duyuyordum
can kafeslerinde çırpınan yüreklerini
telaşlı
ürkek
uzatsam elimi tutacak kadar yakındılar
hiç yetişemeyeceğim kadar ırak
ulaşılmaz
isimleri vardı her birinin
yarın en öndeki
ha gayret tırmalıyor bulutları duraksız
az geride umut
azimli bazen kanatdaş yarına
kuvvetli sabır
katı çelik gibi
ya kalbi pamuktan misket
kanat atar çok zaman
takatsiz çelimsiz beklentiye
ah aşk
kâh sarhoş arş-ı alâda
kâh yerin dibinde mayhoş
mecnun deli
öylesine bir hoş
müşteki bugünün gözleri
dili lâl
tüylerinden birini
bırakır istemeden takipçisi düne
anlamaz sebebini
sormaz dünde alır
koyuverir cebine
doymaz çaldıklarına açgözlü
ertelenmişlikler pişmanlıklar
kursağında taş
çıkarır atar her gece
her gece gece yarısını geçince
bende sevmedim seni dün
sevemedim
ondandır sevdam yarına
kanatdaşına sevdam
ondandır...
garip bir huzur kapladı içimi
hayata hep geç kalan
güvercini gördüğümde
belli ki dağlar denizler aşmıştı yine
yorgundu
birazda üzgün
gagasındaki zeytin dalı tazelenmiş
ama kanadı kanamaktaydı hala...
19 Şubat 2009 Perşembe
NASİHAT(oğluma)
Ekleyen: laledevri / Şiir 17.02.2009
Kurtlar sofrasıymış hayat dediğin
Zehir sunsalar da bal eyle oğul
Hep yanlışa çıkar doğru bildiğin
Hakikat dağ olsa yol eyle oğul
Düşmez kalkmaz Allah,oğul sabır et
Budur hüner,budur irfan,kuduret
Ne eğilsin başın ne de kibir et
Hak yiyen şah olsa pul eyle oğul
Emek edip ulaş,çık yücelere
Gözün nur olsun zifir gecelere
Ana`yla vatan`ı yaz hecelere
O aşkı yüreğe dil eyle oğul
Düşmandan dost olmazımış çocuğum
Kanma kimselere budur buyruğum
Umutlarını kırmasın yokluğum
Saç telimden bana sal eyle oğul
Ekmeğini alır zalimle zorba
Belki bulamazsın bir yırtık urba
Sarın benden kalan eski eşarba
Anam deyip omza şal eyle oğul
Hakir görme,ezme unutma Hakk`ı
Hak`la ayır mutlak karayla ak`ı
Mertliğin zulanda altından çakı
Namertliği yakıp kül eyle oğul
Başını vursalar dönme özünden
Alim sarptır, gitme cahil düzünden
Bin nasihat alsın duyan sözünden
Ata`n gibi ar`ı sel eyle oğul